Menü

Show Hipermarket Genel Koordinatörü Bayram Taş

Show Hipermarket Genel Koordinatörü Bayram Taş

Show Hipermarket Genel Koordinatörü Bayram Taş ile yeni yıla dair beklenti ve hedefleri konuştuk

2016 yılı Show Hipermarket açısından nasıl geçti?


Show Hipermarket özelinde değerlendirdiğimizde biz mevcut mağazalarımızdaki reel satış büyümesi hedefimizi gerçekleştirmeyi başardık. Geçen senenin son çeyreğinde taşıyıp büyüttüğümüz Başakşehir ve yeni açtığımız Çemberlitaş mağazalarından da beklediğimiz verimi almayı başardık. Bu açıdan bizim açımızdan zor şartlara ve her gün artan rekabete karşın kötü bir yıl olmadı diyebilirim.

Perakende sektörünün şu andaki durumunu nasıl görüyorsunuz?
Bütün sektörlerde sıkıntılar var. Gıda perakendesi her şeye rağmen yine de şanslı bir sektör.  İnsanların harcama isteği azaldı ama belli bir harcama bütçesi varsa tüketiciler bunu da gıda perakendesinde değerlendiriyor çünkü biz neticede temel ihtiyaç ürünlerini satıyoruz. Rekabet şartları açısından baktığımızda özellikle 2010 ve 2011 yıllarında market sayısının orantısız şekilde artmasının ardından bunun böyle devam etmeyeceği belliydi. Sonuç olarak özellikle son iki yıldır pazardan çekilen oyuncular da oluyor, mevcut devam edenlerde artık çok dikkatli şekilde mağaza açıyor. Belli bir süre tanındıktan sonra verim alınamayan bir mağaza varsa bunu kimse açık tutmakta ısrar etmiyor. Zaten eskiden de böyle olması gerekiyordu ancak  özellikle tedarikçilerin sektöre açık kredi sağladığı dönemlerde verimliliğe dikkat edilmedi. Bugün öyle bir kredi yok o yüzden herkes ayağını yorganına göre uzatmaya çalışıyor. Yine de bugünün zorluğu artık marketçiliğin temel kurallarına uygun hareket edip, geçmişte yapılan hataları yapmasan bile senin elinde olmayan şartlar var. Asgari ücret artışı, yazar kasa değişimi, enerji sarfiyatlarındaki bizim elimizde olmayan artışlar, kira artışları ve mesela son olarak yaşadığımız darbe girişimi gibi. Bütün bunlara perakendecilerin yapabileceği bir şey yok. Sadece bunları atlatabilmek adına tedbirler almaya çalışıyoruz.

Geçtiğimiz senenin başında hem yazar kasa değişimi hem asgari ücret artışı peşi sıra geldi. Bunun etkileri nasıl oldu sizce sektöre?
Yazar kasa değişiminde süre yine uzatıldı ancak tabi bununla ilgili çalışan hem perakendecilere hem de ekipman firmalarına önemli yükler getirdi. Sadece maliyet olarak değil bu konuya ayrılan zaman olarak da yük oldu. Asgari ücret artışı ise maliyetlere direkt yansıdı ve etkisi daha çok hissedildi. Tabi bunların yapılması gerekiyorsa biz perakendeciler üzerimize düşeni yaparız bundan şikayet etmiyoruz ancak bir yerden maliyet yükü getirirken bir yandan da işverenlerin rahatlatılması gerekiyor. Stopaj indirimi, vergide kolaylıklar, temel ihtiyaç ürünlerinde daha doğru bir KDV düzenlemesi bekliyoruz. Discountların kontrolsüz büyümesi ve yerli markalara şans tanınmayacak oranda PL ürün ürettirmesi gibi konular da var. Şu andaki yasada sektörün herhangi bir sorununa dair açıkçası dişe dokunur herhangi bir çözüm başlığı yok, inşallah önümüzdeki günlerde bütün bu konular yasal düzenlemelerle tekrar ele alınır.

Kiraların İstanbul’da geldiği düzey yeni mağaza yatırımları konusunda sizi de zorluyor mu?
İstanbul’da perakendecilerin en büyük maliyet kalemi kira… Hepimizi zorluyor ancak bu sene ile birlikte piyasanın biraz normale döndüğünü görüyoruz. Bugüne kadar marketler nasıl olsa kazanıyor mantığıyla mülk sahipleri inanılmaz bedeller istiyordu. Rekabet içinde birimiz kabul etmese bile diğerimiz bunu kabul ettiği için rakamlar olması gereken seviyeye inmiyordu. Bu sene ulusal zincirlerde de yeni yatırım olmuyor. Migros zaten Kipa dönüşümüyle uğraşıyor, diğer ulusallar açmıyor. Yereller biraz daha akıllı olursa bu talepler mecburen normal seviyelerine inecek. Bu sene zaten biraz normalleşme sinyalleri alıyoruz. Sektörde artık bu kadar yüksek maliyetlerin altına girebilecek yerel zincir de kalmadı. Herkes dikkat etmeye çalışıyor.

Mağazalarınızdan kendi mülkünüz olanlar var mı?
15 mağazanın üçünün mülkü bize ait. Bu mağazalarda hem kira ödemiyoruz hem de verimliliği yüksek mağazalar. Ailemizin inşaat projeleri de var. Kendi mülkümüz olan mağaza sayısını bu projelere bağlı olarak artırma fırsatlarına bakıyoruz. Zaten kira maliyeti olmayan ve aynı zamanda verimli olan mağazaların varsa çok büyük bir sıkıntı kalmıyor. Bu yönde çalışmalarımız olacak.

Son dönemde Mecidiyeköy, Çağlayan, Çemberlitaş, Fatih gibi farklı lokasyonlara açıldınız. Bundan sonraki yatırımlarda lokasyon olarak daha uzak noktalara açılım düşünüyor musunuz?
Lojistik merkezimiz Sefaköy’de Basın Ekspres yolu üzerinde olduğu için İstanbul’un o bölgelerine de açılım yapma şansımız oldu. Yatırım önceliklerimizde ilk sıra Küçükçekmece – Esenyurt bölgeleri ancak Avrupa Yakası’nın diğer bölgelerinde de lojistik merkezimiz iyi bir noktada olduğu için hizmet götürebiliyoruz. Özellikle tarihi semtlerde market açmak, oradaki bina konumlanmalarına bağlı olarak oldukça zor ancak biz bu konuda son yıllarda fırsatları iyi takip ettik ve bu tip semtlerde mağazalar açmayı başardık. Tarihi semtlerin özelliği hem damak tadına önem veren bir tüketici kitlesi var hem de çok fazla market yok. Bu çerçevede yine uygun fırsatlar olursa değerlendireceğiz. 

Gıda fiyatlarıyla ilgili tartışmalar sürüyor, son olarak perakendecilerin tepkisini çeken bir etiket düzenlemesi de yapıldı. Sizin düşünceniz nedir?
60 kuruşa üretilen bir malın markette para kazanması için satılması gereken minimum fiyat 1,80 TL’dir. Bundan daha düşük fiyata satılması mümkün değil çünkü lojistik gideri, marketin giderleri üzerine geliyor. Bu söylediğim rakamda bile bizler zaten aslında yine para kazanamıyoruz. Ancak gazetelerdeki haberleri okuyorum sürekli “Tarlada 60 Kuruş, markette 2 TL” gibi başlıklarla konuyu çarpıtıyorlar.  Benim merak ettiğim bu haberleri yaparken hiç düşünmüyorlar mı bütün marketler mi acaba paragöz, bir tanesi bile niye ucuza satamıyor? Veya manavlar niye ucuza satamıyor, hadi bizim giderlerimiz yüksek. Bu konu sadece meyve – sebzede de değil ette de maalesef böyle yanlış bir algı var. Etin zaten fiyatı belli, piyasası belli… Marketler niye bunun fiyatını artırsın tam tersine ne kadar ucuz alabilirsek o kadar ucuz satarız ki müşteri sayımız artsın, tüketim artsın. Dolayısıyla bu işin böyle olmadığı çok açık ama ısrarla konuyu çarpıtmaya devam ediyorlar. Başta Türkiye Perakendeciler Federasyonu olmak üzere meslek kuruluşlarının doğruları basında sürekli anlatması ve bu yanlış algıyı kırması gerekiyor. Tabi devlet yetkililerinin de esasında bu söylemlerden etkilenip marketlere yüklenmemesi gerekiyor çünkü onların işin gerçeğini biliyor olmaları lazım.

Ekipman ve teknoloji tarafından birçok yenilikler yaptınız. Bunların verimlilik açısından etkileri nasıl oldu?
Bütün aydınlatmalarımızı enerji tasarruflu Led ürünlere geçirdik. Yazılım tarafından bir değişiklik yaptık, orada ihtiyaçlarımıza çok daha uygun modüllerle daha iyi bir sistem oluşturduk. Stok yönetiminde OT/VT ekipmanlarımızı daha üstün özellikle modellerle yeniledik. Lojistikle ilgili yönetim birimimizi yeniden yapılandırdık yeni yöneticiler işe aldık. Güvenlik sistemlerinde iyileştirmeler yaptık. Bütün bunlarla ilgili geçen senenin başından itibaren yoğun uğraştık tabi ki verimlilik anlamında önemli avantajlarını şu anda yaşıyoruz.  Perakendecilik artık teknoloji tabanlı bir iş kolu haline geldi dolayısıyla bu konuda çalışmalar sürekli, kesintisiz şekilde olmalı. Bizler de sürekli daha iyi nasıl olabilir diye araştırıyoruz.

PERDER’in en eski üyeleri arasındasınız, son dönemdeki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gerek Türkiye Perakendeciler Federasyonu gerek İstanbul PERDER hem sektörümüz adına hem Türkiye adına çok önemli ve doğru çalışmalara imza atan sivil toplum kuruluşları… İstanbul PERDER'de bir isim benzerliği sonucu vahim bir hata yapılmıştı, düzeltileceğinden şüphemiz yoktu ve zaten düzeltildi. Derneğimiz tekrar açıldı ve faaliyetlerine hız kesmeden tekrar başladı. Biz de hem eğitimlerden faydalanmaya hem de sektörün gelişimi adına bize düşen görevlerde destek olmaya devam edeceğiz. 

2017’den beklentileriniz nasıl?
Türkiye’de gündem hep hareketli ancak 2016 çok ekstra gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu, 2017’de biraz normale dönüldüğünde bile zaten daha iyi olacaktır. Bizim önümüzdeki yıl için iki veya üç mağazalık bir büyüme hedefimiz var. Önceliğimiz her zaman olduğu gibi bütün mağazalarımıza hakim olmak ve verimliliğini korumak. Yatırımlarımızı borç yüküne girmeden sürdürmek ve tedarikçilerimizle her zaman olduğu gibi şeffaf bir şekilde "iş ortağı" mantığıyla çalışarak gelişimimizi sürdürmeyi amaçlıyoruz.  

 

26.01.2017